Ben

Dengesiz ve degisken biriyim. Keyif düskünüyüm ve her daim miskinim.

Günde bir fincan bol sütle yapilmis kahve icerim. Kalaninda cay ve bol miktarda light cola. Her ay farkli bir cikolataya sararim. Baska cikolata yemem. Bir süre sonra o cikolatadan tiksinirim, degistiririm.

Karikatür dergilerini cok severim. Ailem benim icin biriktirir, yazdan yaza hepsini okurum. Tatil anlayisimin en önemli unsurudur.

Tabi ailemden uzak yasadigim belli olmustur. Aslinda artik ben de bir aileyim. Zira evli ve kediliyim. Esim’den blogda “Neredeyse Mr. Darcy” diye bahsediyorum. Bu zaten en basta Jane Austen tipi romantizmi sevdigimi göstermekte yeterli. Neredeyse kismi da Harry Potter fani oldugumu belli etmede yeterli. Kedimizin adi Severus. Oldu mu? Ilk kitaptan beri Severus Snape hayraniyim, yirim.

Bloglarin idealized self-image projection oldugunun farkindayim. Kendimle mutlu olmanin bir yolu. Ayrica Almanya’da yasamamdan dolayi, aileden, esden, dosttan ayriyim. Onlarla telefonda konusurken konusmaya degmez diye esip gectigim kendimce güncel olaylari paylasiyorum bir bakima. Cok fazla ideallestirme olamiyor. Zira anonim de degilim.

Period drama hastasiyim. Iyi kitap okurum. Makarnayi cok severim. En sevdigim masal hakkinda kararsizim. Kücük bezelye tanesi mi yoksa 12 dans eden prenses mi karar veremem yillardir.

Edward Norton bence inanilmaz yakisikli. Cok düzgün adamlari sevmem. Ama Fernando Torres ayri. Onu cok güzel bir adam olmasina ragmen severim.

Sabahlari klasik (barok dönemi) müzik, aksama dogru trip-hop/ambient geceleri jazz-vocal dinlerim. Tori Amos’u da dinlerim, onun belirli bir vakti yoktur. Televizyon izlemem. Nadiren siyah-beyaz film varsa ona takilirim. Tatillerde Müge Anli izledigim olmustur eger ortadaki case sardiysa. Bazen block-buster da izlerim. Mp3 kopyalamam. i-tunes’dan alirim ya da youtube’da kendime playlist hazirlarim. Telif haklari bitmis filmleri catir catir indiririm. Bitmemis olanlarda istikrarli davranmam. Hissiyatima göre, yeni filmleri de stream edebilirim. Yalniz Türkce dublaj izleyemem.

Rus edebiyati okuyamam. Neden bilmiyorum. Enlerim yoktur. Bazen vardir ama onlar da degiskendir. Tarzim da yoktur. Chic olmak isterim, sonra zirt diye paspal olurum. Zengin ama bohem yasamak isterdim. Böyle bir sey mümkün degil ama.

Astrolojiye inanmam. Nedense yakin arkadaslarim burc manyagidir. Kirici olmamak icin bu konudaki kesin fikirlerimi söyleyemem. Ama tanistigim bir insan bana burcun ne vb. derse aninda notunu düsürürüm. Bunlar benim icin facebookta arkadas listene kim bakmis applicationi yollayan insanlar kadar degersizlesir. Ordan cikmasi biraz zaman ister, herkese veririm o zamani da yine de burclara inanmamak lazim.

Iyi yazarim, blog yazdiklarima örnek teskil etmez.

Kedinin tuvaletini temizlemeyi hic sevmem. Baklava da sevmem. Pismis ton baligi kokusuna dayanamam. Iskembe bile daha güzel kokar. Tok karninayken lahmacun kokusu da pis gelir.

Migrenim tuttugu zaman diplerde olurum. Sabahlari uyandirildigimda da asabi. Kendim uyanmissam sorun yok. Iyi biriyim bence. Merhametliyim. Hayvan severim. Sanirim akrep ve böcek sevmem. Yilani bilmiyorum, karsilasmadim. Yarasadan da tiksinirim.

Bazen sokakta insanlarin gözlerinin icine bakip gülümserim; mutlu olsunlar diye.

1 euro dükkaninda saatler geciren insanlari anlayamam. Kiyafet alirken asla denemem. Soyunma/giyinme kabininden nefret ederim. Kuaföre gitmem. Yilda 2 kere rimel sürerim, onu da adam gibi temizlemem.

Simdilik aklima gelenler bunlar, tekrar doldururum burayi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s