Etiketler

, ,

Bestseller okumayi red eylemek, lise döneminde havali gelirdi. Icini dolduramadigin bos laflarla protest takilirdik öyle. O zamanlar yedigim önümde yemedigim arkamdaydi tabi. Istedigim kitaplari secme lüksüm vardi. Simdi, 3 -4 katli kitapcilarda, 4-5 rafa siralanmis kitaplara kaldim. Penguin Klasiklerine dadandim bir süre, yeter ki kitap olsun. E-bay’de ikinci el düsürmek icin bidlere alarm kurar oldum. Kitapyurdunun standart kargo parasini hesaplayarak, 3 ayda bir toptan siparis vermenin mantigina sigindim. Oysa nöel zamani, kitle tüketimine kendini kaptirinca, ücer beser ben de püskevitler almak istiyorum  kitapcilardan.

Jane Eyre ile bakistik bugün. Kirmizi oda ve frijit mürebbiye ile kedi, kitap, battaniye ve kahve ile zevkten dört köse olmak uzak bir ihtimaldi. Sonra bir de üzerinde bestseller damgasi olan kitaplara baktim. Hayir hala vampire shit olarak tabir eyledigim kitaplara musallat olmadim, onlara caresizlikle baslamak ve öyle müptelasi oldum diye kendimi kandirmak üzere cidden caresiz kaldigim günlere saklamak niyetindeyim. Vampire shit genre’ini sevenlerden özür diliyorum, bir kac yil sonra aranizda olacagim ama henüz simdi degil.

Dantel, korse, entrika, hirs, acanlik, cheesy romantizm, inkilis sarayi, francis ihtisami, yine dantel, yine korse, ve kurdele temali bazi cok satanlar kapak tasarimi ile beni tavladi. Postaya para vemeyecegim ve postacinin gene mi online alisveris yaptin bakisina maruz kalmamak icin, bu kitaplardan iki dane aldim.

Simdi öteki boleyn gizini da bir tatilimde okumustum. Zira su dünyada defalarca izledigim bir dizi varsa o da bazi sezonlari 6’sar kez olmak suretiyle the Tudors’dir. Bundan dolayi benim öteki boleyn kizini okumamam ayiptir. Ben kitabi cok begenmedim. Millet nesini akici buldu bilmiyorum, elitist bir zevkim yok cünkü Harry Potter okurum, Agatha Christie okurum. Iste bugün gene o yazarin gene Tudor`larla ilgili bir kitabi gözüme ilisti. Diger kitabina bayilmasam da bana yeteri miktarda entrika ve dantel ve korse saglayacagini düsündügüm icin, bu yazar hanimefendiye para kazandirdim. Lady Margaret Beaufort’un oglu Henry Tudor’u tahta cikarma planlarinin hikayesi oldugunu idda eden The Red Queen’i aldim. Bir de hanedanligin baslari hakkinda wikipedia kadar bilgili oldugum icin, belki arastirmaya deger kisiler, olaylar bulurum gibi bir umudum da var.

Kronolocik olarak gitmek gerekirse, aslinda bu kitaptan önce the White Queen’i okumam gerekirmis. Fakat kronolojik gitmeye gerek yokmus. Gene de bu kitabi daha sonra okurum, belki elime the White Queen gecer. Bilemedim. Tavsiye alinir. Bilen eden varsa, buyursun söylesin.

Bir de basarili bir kapak tasarimi ve muhbirlik, acanlik, dantel, korse ve kurdele vaadeden The Secret History of the Pink Carnation’i da aldim. Sorun niye aldim? Cünkü vampire shit gibi beni sarip sarmalayacak bir serinin birinci kitabi! Sibat’ta serinin 9. kitabi cikiyorre. Yani en azindan bir süre kafam rahat olacak. Hem gerekli dantel ve korse ile gündemimden nostaljiye kacicam, alas! diyerek kibar kibar soylu beyefendilerle cilvelesecegim, hem de ahlaksiz, zevk-i sefa alemi francis sarayinda Napolyon’un ayagini kaydiracagim. Bestseller’sa bestseller, bestseller olmayanlar bana bunu versin, onlari da okurum.

Pink Carnation serisinin ilk kitabina baslamak üzere huzurlarinizdan ayriliyorum. Dilerim bu kitabin 9. serisinin elestirisini de yaparim buradan.

Reklamlar