Etiketler

, , , , , , , ,

Belgesel ve costume drama bir arada. BBC`nin Misir serisi. 3 ana bölümden basliyor. Konu elbette Misir, odak 19. yüzyil Avrupasinda baslayan Misir meraki.

Seri Howard Carter`in macerasiyla basliyor. Iki bölüm boyunca Carter’in krallar vadisindeki son mezari bulma cabalari ve elbette ki “Tutankhamun laneti” isleniyor. Aralarda eski Misir`a flashbackler var.

2. ana bölüm Giovanni Belzoni hakkinda. Belzoni adini tarihe kaziyan önemli kesifler yine iki bölüm boyunca anlatiliyor. Flashbackler büyük Ramses üzerine.

3. ana bölüm temelde Jean-François Champollion hakkinda. Thomas Young`da ikinci alt metin. Hiyerogliflerin cözümü üzerine bir bölüm. Flashbackler karisik, Belzoni bölümlerinde kullanilan bazi sahnelerin tekrari da var. Üst üste izleyince cok göze carpiyor.

Post-colonial ve orientalism baglaminda izlenilmesi gerek. BBC aslinda her ne kadar odak karakterlerin cogu Ingiliz olmasa da bir nevi imparatorluga selam ediyor. Amac sözde dramatizasyon, alt metin yillarca karanlikta kalmis bir medeniyeti cözümleyen Avrupalilar. Osmanli yok, Misirlilar sömürülen, tarihine deger vermeyen, muhtesem yapilari tas toprak olarak gören entarili adamlar. Kazma kürek tutacak kadar varlar. Yönetici durumundakiler yozlasmis. Daha fazla nem kapmak istenirse, ikilemeler cogaltilir. Asil ikilemelerden biri de zaten Fransa vs. Ingiltere seklinde.

Arkeolojiye merakli olanlar gene de keyif alabilir. Mekan, kostüm, oyunculuklar ve genel anlamda cast basarili. Mesela Jean-François Champollion’u oynayan afet, Lost in Austen’daki Mr. Darcy. Göz senligi. Flashback´ler sürme cekmis bir irki göstermekten öte bir ise yaramiyor. Olmasa daha iyi bile olurmus.

Belzoni hakkindaki bölümlerde cok sey ögrendim diyebilirim. Belzoni ismini Misir meraki olan elbet bilir. Seti mezari genel de Belzoni mezari olarak bilinir. Cok sansliyim, ben gittigimde bu mezar turistlere acikti. 6-7 yaslarindaydim. Simdi sanirim tahribattan dolayi gezilemiyor. Nerdeyse Mr. Dracy ile gittigimizde girememistik. Oysa en büyük mezar odasiymis. Ebu Simbal’daki büyük tapinagin girisini bulan da Belzoni’ymis. Cehalet iste. Misir’a gidilecekse bence görülmeye deger yerler arasinda piramitlerden sonra bu tapinak vardir. En güzeli, Nil’de bir gezi teknesine binip buraya dogru seyehat etmek ve bunu yaparkan Agatha Christie’nin Death on Nile’ini okumak. 😉 Yeri gelmisken söyleyelim Agatha Christie’nin eski Misir’da gecen bir de romani vardir: Death Comes as the End. Bu da okunabilir.

Neyse BBC dramaya geri döneyim. Bölüm olarak  Champollion odakli bölümleri cok begendim. Hihi belki aktörü daha önce Fitzwilliam olarak izledigim icindir, ya da Champollion henüz ergen oldugu dönemlerde 10 dili sular seller gibi konustugu icin ona hayranlik duydum. Oysa bir koca ve baba olarak kendisi asla tasvip edemeyecegim bir adammis. Sonucta bu bölümleri izledikten sonra Hiyeroglif ögrenme istegi ile yanip tutusur durumdayim. Olmayacak bir sey degil ama olacak bir sey hic degil.

Seriyi izleyin. Dikkatli bir gözle izleyin. Zira bir creed yaratma istegi var. Louvre, Berlin, Londra, Metropolitan müzelerini gezmis olanlar bilir, eski Misir’in görkemine gizemine ait en nadide parcalar buralardadir. Iste bu o creed’in bir parcasidir.

Reklamlar